KABUL ETMİYORUZ !

KABUL ETMİYORUZ !

Facebook Twitter Linkedin

YENİ KORONAVİRÜS (COVID-19) SALGININ EKONOMİK VE SOSYAL HAYATA ETKİLERİNİN AZALTILMASI HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA

BASIN AÇIKLAMASI

15.04.2020

 

            14.04.2020 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan ve ilgili komisyonlara havale edilen Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi komisyonda görülecek işler arasına girmiştir.

            Söz konusu kanun teklifi çalışma hayatına müdahale etmekte ve temel hak ve hürriyetleri kısıtlamaktadır.

            Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Süre uzatımı, toplantı erteleme ve uzaktan çalışma başlıklı 2. maddesi ı) bendi;

“ 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle, anılan kanun kapsamındaki toplu iş sözleşmesinin yapılması, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavta ilişkin süreçler durdurulmuştur. Durdurulan süreçlere ilişkin anılan Kanunda yer alan süreler birinci cümledeki üç aylık durdurma süresi boyunca işlemez. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan üç aylık süreyi bitiminden itibaren üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.” şeklinde teklif olunmuştur.

            Madde gerekçesinde ise;

Madde ile; yeni koronavirüs (Covid-19) salgını kaynaklı mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla bazı toplantıların ertelenmesine, belge ve lisansların sürelerinin uzatımına ve uzaktan çalışmaya imkan verilmesine yönelik düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda;

            -Toplu iş sözleşmesi yapılması, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavt süreçlerinin üç ay süreyle durdurulması; durdurma üzerine taraflar açısından hak kayıplarına neden olmaması bakımından, Kanunda yer alan hak düşürücü sürelerin işlememesi, şeklinde belirtilmiştir.

            Teklif bu haliyle çalışma hayatının tarafları açısından kabul edilebilir değildir. Anayasa’da “Toplu iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hakkı” başlığı altında düzenlenen 53. madde kapsamında, toplu iş sözleşmesi hakkı temel hak ve hürriyetler arasında yer almaktadır. Anayasal haklar arasında yer alan toplu iş sözleşmesi hakkı, yukarıda bahsi geçen kanun teklifinin bu haliyle kanunlaşması durumunda hakkın sınırlandırılmış olması durumu ortaya çıkacaktır. Oysa ki olağan dönemde hakların sınırlandırılması rejimi yine Anayasa’nın 13. maddesinde;

“II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması

Madde 13 – (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.

            Temel hak ve özgürlüklerden olan toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkına ilişkin Anayasa’da 53. maddede yer alan düzenlemede herhangi bir sınırlama sebebi sayılmamıştır. Bu nedenle 2/2812 Esas numarasıyla komisyonunuzda görüşülen kanun teklifinin Madde 2, ı) bendi mevcut haliyle toplu iş sözleşmesi hakkını sınırlayacak mahiyettedir. Olağan dönemde böyle bir sınırlama Anayasa’ya aykırılık teşkil edecektir.

            02.04.2018 tarihinde 657 sayılı Kanun’un 4. maddesi D.bendi kapsamında sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin toplu iş sözleşmesi hakkı olağanüstü dönemde 696 sayılı OHAL KHK’sı ile sınırlandırılmıştı. Merkezi idare kadrolarında 4D statüsünde istihdam edilen işçiler 31.10.2020 tarihine, mahalli idare kadrolarında 4D statüsünde istihdam edilen işçiler 30.06.2020 tarihine kadar toplu iş sözleşmesi haklarından mahrum kaldılar. İki yılı aşan süreçte başta belediyelerde taşerondan kadroya geçirilen işçiler haziran ayının gelmesini, toplu iş sözleşmesi haklarına kavuşmayı bekliyorlardı.

            Bugün birçok iş ve işlemin telekonferans sistemleriyle yürütülmeye başlandığı ortadadır. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinin durdurulmasına yönelik olan kanun teklifi ölçülülük ilkesine aykırı olarak amacını aşmaktadır. Maksat koronavirüs salgını ve etkilerini azaltmak ise toplu iş sözleşmesi hakkının sınırlandırılması bu maksat bakımından yersizdir. Toplu iş sözleşmesi uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavt uygulamaları bakımından kabul edilebilir görünen kanun teklifi uzlaşmayla sonuçlanabilecek toplu iş sözleşmelerinin de önüne engel olarak çıkacaktır.

            Taşerondan kadroya geçen 4D statüsündeki işçiler, toplu iş sözleşmesi yapma haklarının askıya alındığı iki yılı aşan sürede birçok aksaklıkla karşılaşmışlardır. Toplu iş sözleşmeleri ile sorunlarının çözülmesini arzulayan işçi dostlarımızın toplu iş sözleşmesi yapma haklarının bahsi geçen kanun teklifinin mevcut haliyle yasalaşması durumunda engellenmesi söz konusu olacaktır. Toplu iş sözleşmesi yapmak Anayasal bir haktır. Engellenmesi kabul edilebilir değildir.

                  Mahmud ALTUNSOY        

                                                                                                                  Enerji İş Sendikası Genel Başkanı

 

http://www.enerjiis.org.tr/dokumanlar/kanun-teklifi.pdf

http://www.enerjiis.org.tr/dokumanlar/kabul-etmiyoruz.pdf